Atatürk ve Çocuk Sevgisi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk büyük bir lider olması yanında çocuklara olan sevgisi ile de benzersizdi. Çocuğu olmamasına rağmen tüm çocuklara karşı içinde bitip tükenmeyen kocaman bir sevgi seli vardı. Çocuk sözcüğünü çok seven Atatürk, bu kelimeye bir sevgi, bir yaşam ve canlılık katar ve tüm sevdiklerine “Çocuk” diye seslenirdi. Bütün vatan çocukları onun öz yavruları gibiydi.

Atatürk’e göre: Vatanı korumak çocukları korumakla başlamaktadır. Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı ve onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıdır.

Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır. Bu nedenle zorlu savaş yıllarında bile çocuklarla yakından ilgilenmiş; birçok çocuğun hâmiliğini üstlenmiş, birçoğunu da manevi evlat olarak seçmişti. Onun açık mavi gözleri her yerde çocukları arar, çağdaş ve mutlu Türkiye’yi çocuklarda görür ve çocuklarda bulurdu.

Tüm yurt gezilerinde çocuklara sevgi ile yaklaşır, onlarla uzun uzun söyleşir ve onlara değişik sorular yöneltirdi. Dünya tarihinde de çocuklara Atatürk ölçeğinde değer veren, onları Atatürk kadar ciddiye alan bir başka lider olmadı. Çocukları ülkenin aydınlık yarınları gören Atatürk: “ Küçük Hanımlar, Küçük Beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz” diyordu.

Atatürk 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açarak Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocuklara armağan etti. Bununla çocuklara olan sevgisinin derecesini gösterdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünya çocuklarının sahip olduğu tek bayramdır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak amacı taşır.

Atatürk’ün çocuklara diğer bir hediyesi 3 Kasım 1928 tarihinde Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. Atatürk çocuklardan okula gitmelerini ve derslerinde başarılı olmalarını istemiştir. 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümüne belki de en çok çocuklar üzülmüştür. Ata’yı son yolculuğuna uğurlayanlar arasında yerlerini alan ve gözyaşlarını tutamayan çocuklar, Atatürk’ün çizdiği yoldan sapmayacaklarına söz vermişlerdir. Atatürk kendini arayan çocuklara şöyle seslenir: “ Beni görmek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyor ve duyuyorsanız bu yeterlidir.”

Her başlangıç, her yenilik, her başarı Atatürk’ün ışıklı yoludur. Bu ışıksa tüm çocuklardır. Atatürk cumhuriyeti ve devrimleri özgürlük yolu, çağdaş uygarlık bilincidir. Tüm vatan çocuklarının yolu Atatürk’ün yoludur. Hepimiz Atatürk’e minnettarız. Atatürk’ü çok ama çok seviyoruz…